top of page
Blog
Sekans Blog
Ara
Zamanın İçinde mi Yaşıyoruz, Yoksa İçinden mi Geçiyoruz?
Modern insanın en büyük yanılsamalarından biri zamanı doğal bir şey sanması olabilir. Oysa bugün zamanı deneyimleme biçimimiz, insanlık tarihinin çok küçük bir kısmına ait. Ve belki de bu yüzden sürekli yetişememe, geride kalma ve eksik kalma hissiyle yaşıyoruz. Bir süredir zaman kavramı üzerine düşünüyorum. Özellikle de lineer zaman anlayışının bizi nasıl dönüştürdüğü üzerine. Bugün çoğumuz zamanı bir çizgi gibi düşünüyoruz:çocukluk, eğitim, kariyer, evlilik, başarı, yaşlanm
vuslat özer
14 May2 dakikada okunur


Haz sandığımız şey gerçekten haz mı?Neden artık hiçbir şey yetmiyor?
Haz çoğu zaman “iyi hissetmek” olarak düşünülür.Ama bugün iyi hissetmek dediğimiz şeyin içeriği oldukça değişmiş durumda. Günlük hayatta haz; daha fazla uyaran, daha fazla tüketim ve daha yoğun deneyimlerle ilişkilendiriliyor. Kısa süreli bir tatmin hali yaşanıyor, ardından hızlıca sönüyor ve yerini tekrar bir arayışa bırakıyor. Bu da bizi sürekli bir şeylerin peşinden koşan bir döngüye sokuyor. Bu noktada şu soru ortaya çıkıyor: Haz gerçekten bu mu? Epikür’e göre haz Epikür,
vuslat özer
30 Mar2 dakikada okunur


Bavuldaki Boşluk: Tayland Dönüşü Bir Fenomenolojik Hayatta Kalma Rehberi
Tayland’ın nemli sıcağından, tapınakların tütsü kokusundan ve o hiç bitmeyen "an" trafiğinden döndüğümüzde, aslında sadece bir şehre değil, bir algı kalıbına geri döneriz. Bavulu boşaltmak kolaydır; zor olan zihni o tanıdık, otomatik ve grileşmiş yargılardan kurtarmaktır. Mart ayı temamız olan Fenomenoloji , tam da burada bir "can simidi" gibi devreye giriyor: Şeylerin kendisine, yani en saf hallerine dönmek. İşte hayatın rutininde kaybolmamak için üç duraklı bir zihinsel re
vuslat özer
24 Mar2 dakikada okunur


Kilometre Sıfır: Bir Orman Ruhunun Fenomenolojisi
İstanbul’un o akıl almaz hızı, insanı fark ettirmeden bir özne olmaktan çıkarıp, sistemin işleyen bir dişlisi, bir "nesne" haline getiriyor. Bir bakıyorsunuz; zevkleriniz, tercihleriniz ve hatta tepkileriniz bile size ait değil; sistemin size giydirdiği o steril üniformanın bir parçası olmuş. İki gün önce eleştirdiğiniz her şeyi, üçüncü günün sabahında vizit sırasında yaparken buluyorsunuz kendinizi. İşte tam bu noktada, fenomenolojinin o kadim çağrısı duyuluyor: "Özlere dönm
vuslat özer
14 Mar2 dakikada okunur


"Sanuk" ve Neşenin Etiği
SEKANSTERAPİ Tayland’ın sokaklarında, pazarlarında ya da o meşhur beyaz kumlu sahillerinde yürürken havada asılı duran bir kelime var: Sanuk. Kelime anlamı olarak "eğlence" diyip geçmek mümkün, ancak buradaki derinliği anlamak için Taylandlıların hayata bakışındaki o ince estetiği hissetmek gerekiyor. Bir psikiyatrist gözüyle baktığımda, "Sanuk"un sadece bir boş zaman aktivitesi değil, bir ruhsal regülasyon biçimi olduğunu fark ediyorum. Verimlilik Kıskacından Neşe Özgürlüğ
vuslat özer
13 Mar1 dakikada okunur
Sistemin Çarkları Arasında Bir Mola: "Oyun Hamuru" Olmaktan Çıkmak
Bir nöbet çıkışıydı. Üzerimde hastane koridorlarının o steril yorgunluğu, yanımda sadık dostum Olaf, önümde ise mart güneşinin bembeyaz aydınlığı... Bilgisayarımı ve artık bir "düşünce defterine" dönüşen günlüğümü alıp sitenin bahçesine çıktığımda, o kaçınılmaz soruyla yüzleştim: Hayat nedir? Ve biz bu devasa sistemin içinde ne kadar özgürüz? Psikanalizin dehlizlerinde dolanırken sıkça duyduğumuz o cümle yankılandı zihnimde: "Arzumuz, aslında Ötekinin arzusudur." Peki, ya es
vuslat özer
4 Mar1 dakikada okunur
bottom of page