top of page
Blog
Sekans Blog
Ara


Eve Dönen Aynı Kişi Değildir
Christopher Nolan’ın The Odyssey filmini izlerken, hikâyenin merkezindeki şeyin eve dönmek olduğunu düşünmek kolay. Odysseus savaştan çıkmıştır. İthaka uzaktadır. Penelope oradadır. Oğlu oradadır. Evi, tahtı, geçmişi, yani geride bıraktığı hayat oradadır. Yapması gereken tek şey geri dönmektir. Ama Odysseia hiçbir zaman yalnızca bir eve dönüş hikâyesi olmadı. Çünkü bazı yolculuklarda mesafe yalnızca iki yer arasında değildir. Yola çıkan kişiyle eve dönen kişi arasında da bir
vuslat özer
10 Eyl3 dakikada okunur
Dönüş
Uzunca bir süre, zamanımı yalnızca hayatın getirdiği sorumlulukları yerine getirmeye ayırdım. Oysa bundan önce içimdeki sesi daha rahat duyabildiğim bir dönemdeydim. Neye ihtiyacım olduğunu anlayabiliyor, bu ihtiyaçları görebiliyor ve onları sağlıklı bir şekilde karşılamak için kendime alan açabiliyordum. Sonra hayatın öncelikleri değişti. Bakım veren olmak, psikiyatri uzmanlığı için sözlü sınava hazırlanmak, tez için okumalar yapmak, çalışmak… Kendime ayırdığım alan giderek
vuslat özer
18 Ağu3 dakikada okunur
Zamanın İçinde mi Yaşıyoruz, Yoksa İçinden mi Geçiyoruz?
Modern insanın en büyük yanılsamalarından biri zamanı doğal bir şey sanması olabilir. Oysa bugün zamanı deneyimleme biçimimiz, insanlık tarihinin çok küçük bir kısmına ait. Ve belki de bu yüzden sürekli yetişememe, geride kalma ve eksik kalma hissiyle yaşıyoruz. Bir süredir zaman kavramı üzerine düşünüyorum. Özellikle de lineer zaman anlayışının bizi nasıl dönüştürdüğü üzerine. Bugün çoğumuz zamanı bir çizgi gibi düşünüyoruz:çocukluk, eğitim, kariyer, evlilik, başarı, yaşlanm
vuslat özer
14 May2 dakikada okunur


Haz sandığımız şey gerçekten haz mı?Neden artık hiçbir şey yetmiyor?
Haz çoğu zaman “iyi hissetmek” olarak düşünülür.Ama bugün iyi hissetmek dediğimiz şeyin içeriği oldukça değişmiş durumda. Günlük hayatta haz; daha fazla uyaran, daha fazla tüketim ve daha yoğun deneyimlerle ilişkilendiriliyor. Kısa süreli bir tatmin hali yaşanıyor, ardından hızlıca sönüyor ve yerini tekrar bir arayışa bırakıyor. Bu da bizi sürekli bir şeylerin peşinden koşan bir döngüye sokuyor. Bu noktada şu soru ortaya çıkıyor: Haz gerçekten bu mu? Epikür’e göre haz Epikür,
vuslat özer
30 Mar2 dakikada okunur


Bavuldaki Boşluk: Tayland Dönüşü Bir Fenomenolojik Hayatta Kalma Rehberi
Tayland’ın nemli sıcağından, tapınakların tütsü kokusundan ve o hiç bitmeyen "an" trafiğinden döndüğümüzde, aslında sadece bir şehre değil, bir algı kalıbına geri döneriz. Bavulu boşaltmak kolaydır; zor olan zihni o tanıdık, otomatik ve grileşmiş yargılardan kurtarmaktır. Mart ayı temamız olan Fenomenoloji , tam da burada bir "can simidi" gibi devreye giriyor: Şeylerin kendisine, yani en saf hallerine dönmek. İşte hayatın rutininde kaybolmamak için üç duraklı bir zihinsel re
vuslat özer
24 Mar2 dakikada okunur


Kilometre Sıfır: Bir Orman Ruhunun Fenomenolojisi
İstanbul’un o akıl almaz hızı, insanı fark ettirmeden bir özne olmaktan çıkarıp, sistemin işleyen bir dişlisi, bir "nesne" haline getiriyor. Bir bakıyorsunuz; zevkleriniz, tercihleriniz ve hatta tepkileriniz bile size ait değil; sistemin size giydirdiği o steril üniformanın bir parçası olmuş. İki gün önce eleştirdiğiniz her şeyi, üçüncü günün sabahında vizit sırasında yaparken buluyorsunuz kendinizi. İşte tam bu noktada, fenomenolojinin o kadim çağrısı duyuluyor: "Özlere dönm
vuslat özer
14 Mar2 dakikada okunur
bottom of page