

Sekans 05:
Epikür
Bu ay Sekans’ta, fazlalıkları yavaşça geride bırakıyoruz.
Gün içinde çoğu zaman fark etmeden uzaklaştığımız o sade yerle,
yeniden temas etmeyi deniyoruz.
Amacımız daha fazlasını eklemek değil,
zaten burada olanı fark etmek.
Küçük hazlara,
sessiz anlara,
bedenin kendiliğinden bilgeliğine yaklaşarak…
Epikür’ün izinde,
hazla yeniden ve daha sade bir yerden buluştuğumuz bir Mayıs sekansına hoş geldiniz.
Sekans 04: Epikür
Epiküryen bir bahar:
Ruhun ve hazların sadeleşmesi
Haz dediğimiz şey gerçekten ne?
Bugün çoğu zaman haz, daha fazlasıyla, daha yoğun olanla, daha hızlı tüketilenle ilişkilendiriliyor. Ama bir noktadan sonra fark ediyoruz ki, çoğaldıkça derinleşmiyor…
aksine, yüzeyselleşiyor.Ve tam da burada başka bir soruyla karşılaşıyoruz: Belki de haz, düşündüğümüz şey değil.
Epikür, hazzı büyütülecek bir şey olarak değil, sadeleştirilecek bir alan olarak görür.
Ona göre iyi bir yaşam, sürekli daha fazlasını aramakla değil, gereksiz olanı ayırt edebilmekle başlar. Çünkü haz, çoğu zaman ekleyerek değil, çıkardıkça görünür hale gelir.
Bu ay Sekans’ta, bu sorunun peşinden gidiyoruz. Daha fazla deneyimlemek için değil, daha azla kalabildiğimizde ne olduğunu görmek için. Dışarıdan gelen gürültüyü, uyarımı, alışkanlıkları yavaşça azaltarak… geriye ne kaldığını fark etmek için.
Bu bir geri çekilme değil.
Aksine,
hayatla daha doğrudan temas kurma denemesi.Bir çayın sıcaklığında,
bir nefesin derinliğinde,
ya da sadece hiçbir şey yapmadan durabildiğin bir anda…hazzın nasıl kendiliğinden ortaya çıktığını görmek.
Bu ayın meselesi, daha iyi hissetmek değil.
Daha gerçek hissetmek.
Epikür’ün izinde, fazlalıkları yavaşça geride bırakıp kendimize daha sade bir yerden yaklaşmayı deniyoruz.
Sekans 05’e hoş geldin.
Belki de aradığın şey,
zaten burada olanla yeniden temas kurmaktır.