top of page

Sistemin Çarkları Arasında Bir Mola: "Oyun Hamuru" Olmaktan Çıkmak

Bir nöbet çıkışıydı. Üzerimde hastane koridorlarının o steril yorgunluğu, yanımda sadık dostum Olaf, önümde ise mart güneşinin bembeyaz aydınlığı... Bilgisayarımı ve artık bir "düşünce defterine" dönüşen günlüğümü alıp sitenin bahçesine çıktığımda, o kaçınılmaz soruyla yüzleştim: Hayat nedir? Ve biz bu devasa sistemin içinde ne kadar özgürüz?

Psikanalizin dehlizlerinde dolanırken sıkça duyduğumuz o cümle yankılandı zihnimde: "Arzumuz, aslında Ötekinin arzusudur." Peki, ya estetik algımız? Ya evimizdeki eşyalar, saçımızdaki beyazlar, ruhumuzdaki yorgunluklar?

"Oyun Hamuru" Hissi

Sistem, sadece dışarıdaki kurallar bütünü değil; içimize, en mahrem alanlarımıza sızmış bir mimar gibi. Bazen kendimi bir oyun hamuru gibi hissediyorum; sürekli bir girdi mevcut, sürekli bir şekillendirme çabası. Eğer iradem tamamen bana ait olsaydı;

  • Sahip olduğum eşyaların kaçı hala benimle olurdu?

  • Bu yorgunlukların ne kadarı gerçekten benim "üretimimin" sonucu, ne kadarı sistemin paraziti?

  • Saçımdaki beyazların sayısı, başkalarının beklentilerini karşılama telaşı olmasaydı yine aynı mı kalırdı?

Gevşemenin Yolları: Mikro-Devrimler

Sistemi bir günde değiştiremeyeceğimizi biliyorum. Ama bu sıkışmışlık hissini gevşetmenin, o oyun hamuru kıvamından çıkıp kendi formumuzu bulmanın yolları var:

  1. Estetik Envanter: Sahip olduğumuz her nesneye "Bu benimle dertleşiyor mu, yoksa bir imajı mı tamamlıyor?" diye sormak.

  2. Yorgunluğun Mülkiyeti: Gerçek, verimli yorgunluklar ile sistemin dayattığı sahte stresleri birbirinden ayırmak.

  3. Kutsal Saatler: Nöbet sonrası güneşin altında bir defterle baş başa kalmak gibi; sistemin "tüket" ya da "üret" emrine uymayıp sadece "var olduğumuz" anlar yaratmak.

Hiçbir şey için geç değil. O çarkın dişlileri arasında ezilmek yerine, kendi küçük dişlimizi -yazılarımızı, hobilerimizi, sessiz anlarımızı- koruyarak özgürleşebiliriz.

Bugün o bahçede, güneşin altında kendimle tekrar buluştum. Belki de özgürlük, o zincirleri tamamen kırmak değil; zincirlerin içinde kendine dans edebilecek bir alan yaratmaktır.


Bugün sahip olduğunuz yorgunluklardan hangisi gerçekten size ait, hangisi sistemin size hediyesi?

 
 
 

Yorumlar


bottom of page