Sistemin Çarkları Arasında Bir Mola: "Oyun Hamuru" Olmaktan Çıkmak
- vuslat özer
- 4 Mar
- 1 dakikada okunur
Bir nöbet çıkışıydı. Üzerimde hastane koridorlarının o steril yorgunluğu, yanımda sadık dostum Olaf, önümde ise mart güneşinin bembeyaz aydınlığı... Bilgisayarımı ve artık bir "düşünce defterine" dönüşen günlüğümü alıp sitenin bahçesine çıktığımda, o kaçınılmaz soruyla yüzleştim: Hayat nedir? Ve biz bu devasa sistemin içinde ne kadar özgürüz?
Psikanalizin dehlizlerinde dolanırken sıkça duyduğumuz o cümle yankılandı zihnimde: "Arzumuz, aslında Ötekinin arzusudur." Peki, ya estetik algımız? Ya evimizdeki eşyalar, saçımızdaki beyazlar, ruhumuzdaki yorgunluklar?
"Oyun Hamuru" Hissi
Sistem, sadece dışarıdaki kurallar bütünü değil; içimize, en mahrem alanlarımıza sızmış bir mimar gibi. Bazen kendimi bir oyun hamuru gibi hissediyorum; sürekli bir girdi mevcut, sürekli bir şekillendirme çabası. Eğer iradem tamamen bana ait olsaydı;
Sahip olduğum eşyaların kaçı hala benimle olurdu?
Bu yorgunlukların ne kadarı gerçekten benim "üretimimin" sonucu, ne kadarı sistemin paraziti?
Saçımdaki beyazların sayısı, başkalarının beklentilerini karşılama telaşı olmasaydı yine aynı mı kalırdı?
Gevşemenin Yolları: Mikro-Devrimler
Sistemi bir günde değiştiremeyeceğimizi biliyorum. Ama bu sıkışmışlık hissini gevşetmenin, o oyun hamuru kıvamından çıkıp kendi formumuzu bulmanın yolları var:
Estetik Envanter: Sahip olduğumuz her nesneye "Bu benimle dertleşiyor mu, yoksa bir imajı mı tamamlıyor?" diye sormak.
Yorgunluğun Mülkiyeti: Gerçek, verimli yorgunluklar ile sistemin dayattığı sahte stresleri birbirinden ayırmak.
Kutsal Saatler: Nöbet sonrası güneşin altında bir defterle baş başa kalmak gibi; sistemin "tüket" ya da "üret" emrine uymayıp sadece "var olduğumuz" anlar yaratmak.
Hiçbir şey için geç değil. O çarkın dişlileri arasında ezilmek yerine, kendi küçük dişlimizi -yazılarımızı, hobilerimizi, sessiz anlarımızı- koruyarak özgürleşebiliriz.
Bugün o bahçede, güneşin altında kendimle tekrar buluştum. Belki de özgürlük, o zincirleri tamamen kırmak değil; zincirlerin içinde kendine dans edebilecek bir alan yaratmaktır.
Bugün sahip olduğunuz yorgunluklardan hangisi gerçekten size ait, hangisi sistemin size hediyesi?



Yorumlar